Halk Oyunları Sayfamızı Siz de Beğenin


  • Folklor Halk Oyunları

  • Site Haritası

  • Rss facebok twitter
    Anadolu Folklor Topluluğu



    Halk Edebiyatı Nazım Biçimleri

    Kategori: Halk Edebiyatı |
    20 Eylül 2014

    Halk edebiyatı, ortaya konan ürünlerin gösterdiği biçim ve içerik özelliklerine göre üç bölüme ayrılır:

    A) ÂŞIK EDEBİYATI
    B) ANONİM HALK EDEBİYATI
    C) TEKKE ve TASAVVUF EDEBİYATI

    A) ÂŞIK TARZI Türk HALK EDEBİYATI

    * İslamiyet’ten önce başlamıştır.
    * Eskiden kam,baksı adı verilen ozonlara bu dönemde AŞIKadı verilmiştir.
    * Âşıklar şiirlerini bağlama adı verilen sazlarla köy köy dolaşıp söylemiştir.
    * Hece ölçüsü kullanılmıştır.
    * Dili sadedir.
    * Nazım birimi dörtlüktür, yarım kafiye kullanılmıştır.
    * Son dörtlükte şairin mahlası(adı) kullanılır.
    * Şairler şiirlerini CÖNK adı verilen defterde toplarlardı.
    * Aşk, ölüm, gurbet, ayrılık konuları sıklıkla ilenmiştir.
    * Coşkulu, lirik bir söylenişi vardır.
    * Koşma, mani, Türkü, semai, varsağı destan gibi biçimleri mevcuttur.
    * 17. yüzyıldan sonra divan edebiyatından etkilenmeye başlamıştır.

    KOŞMA: Halk edebiyatında en çok kullanılan biçimdir. Genellikle hece ölçüsünün on birli (6+5 ya da 4+4+3) kalıbıyla yazılır. Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir. Şair koşmanın son dörtlüğünde adını ya da mahlasını söyler. Uyak düzeni genellikle şöyle olur: baba ” ccca ” ddda…

    Eğer benim ile gitmek dilersen
    Eğlen güzel yaz olsun da gidelim
    Bizim iller kıraçlıdır aşılmaz
    Yollar çamu kurusun da gidelim
    —————————
    Karac”oğlan der ki buna ne fayda
    Hiç rağbet kalmadı yoksula bayda
    Bu ayda olmazsa gelecek ayda
    Onbir ayın birisinde gidelim

    Koşmaların genel özellikleri:
    * Aşk, ayrılık, gurbet gibi geniş çerçeveli konuların işlendiği bir türdür.
    * 11li hece ölçüsüyle yazılır.
    * En az 3 en fazla 6 kıtadan oluşur.
    * Dili sadedir.
    * Kafiye düzeni abab,cccb,dddbşeklindedir.
    * Son dörtlükte şairin mahlası bulunur.
    * Koşmanın konularına göre güzelleme, koçaklama, ağıt, taşlamaadlı türleri vardır.

    GÜZELLEME: İnsan ve doğa sevgisinin lirik bir edayla işlendiği koşmalara denir.

    KOÇAKLAMA: Savaş, yiğitlik, kahramanlık gibi konuları işleyen koşmalara denir. Coşkun ve yiğitçe bir üslupla savaş ve dövüşleri anlatan şiirlerdir.

    Köroğluyum medhim merde yeğine
    Koç yiğit değişmez cengi düğüne
    Sere serpe gider düşman önüne
    Ölümü karşılar meydan içinde

    AĞIT: Ölen kişinin arkasından duyulan acının ve onun iyiliklerinin işlendiği koşmadır. Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan acıları anlatmak amacıyla söylenen şiirlerdir (Anonim halk şiiri ürünü olan ağıtlar da vardır).

    Civan da canına böyle kıyar mı
    Hasta başın taş yastığa koyar mı
    Ergen kıza beyaz bezler uyar mı
    Al giy allı balam şalların hani

    TAŞLAMA: Toplumun veya bireylerin aksayan yönlerini eleştiren koşmalara denir. Bir kimseyi yermek ya da toplumun bozuk yönlerini eleştirmek amacıyla yazılan şiirlerdir.

    Ormanda büyüyen adam azgını
    Çarşıda pazarda insan beğenmez
    Medres kaçkını softa bozgunu
    Selam vermek için kesan beğenmez

    VARSAĞI: Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin özel bir ezgiyle söyledikleri Türkülerden gelişmiş bir biçimdir. Dörtlük sayısı ve uyak düzeni “Semâi” gibidir. Varsağılar yiğitçe, mertçe bir üslupla söylenir. Bu da dörtlüklerin içindeki “bre” “hey” “behey” gibi ünlemlerle sağlanır. Halk edebiyatında en çok varsağı söylemiş şair Karacaoğlan”dır.

    MUAMMA: Kapalı bir biçimde anlatılan bir olayın ya da bilginin okuyucu tarafından anlaşılmasını, bunlarla ilgili soruların cevaplandırılmasını isteyen bir tür manzum bilmecedir.

    NASİHAT: Bir şey öğretmek,bir düşüncenin yayılmasına çalışmak gibi amaçlarla söylenen didaktik şiirlerdir.

    Bre ağalar bre beyler
    Ölmeden bir dem sürelim
    Gözümüze kara toprak
    Dolmadan bir dem sürelim
    ———————–
    Behey elâ gözlü dilber
    Vaktin geçer demedim mi
    Harami olmuş gözlerin
    Beller keser demedim mi

    Varsağının genel özellikleri:
    * Toros Dağları ve Adana civarında yaşayan VARSAK boylarının söyledikleri Türkülere denir.
    * Kafiye düzeni koşma gibidir.
    * 4+4 şeklinde 8li ölçüyle söylenir.
    * BRE, BEHEY, HEY nidaları sıklıkla kullanılmıştır.
    * En az 3 en fazla 5 dörtlüktür.

    SEMAİ: Hece ölçüsünün sekizli kalıbıyla yazılır (4+4 duraklı ya da duraksız). Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir. Semâilerin kendine özgü bir ezgisi vardır ve bu ezgiyle okunur. Uyak düzeni koşma gibidir: baba ” ccca ” ddda

    Semâilerde daja çok sevgi, doğa, güzellik gibi konular işlenir.

    İncecikten bir kar yağar
    Tozar Elif Elif diye
    Dedil gönül abdal olmuş
    Gezer Elif Elif diye
    ——————
    Karac”oğlan eğmelerin
    Gönül sevmez değmelerin
    İliklemiş düğmelerin
    Çözer Elif Elif diye.

    Semailerin genel özellikleri:
    * Özel bir ezgiyle söylenen bir türdür.
    * Kafiye düzeni koşma ile aynıdır.
    * 4 + 4 =8 li ölçüyle yazılır.
    * 35 dörtlükten oluşur.

    DESTAN: Dört dizeli bentlerden oluşan, oldukça uzun bir nazım biçimidir. Kimi destanlarda dörtlük sayısı yüzden fazladır. Genellikle hece ölçüsünün on birli kalıbıyla yazılır. Uyak düzeni koşma gibidir: baba ” ccca ” ddda

    Destanın son dörtlüğünde şair mahlasını söyler. Konuları bakımından destanları savaş, yangın, deprem, salgın hastalık, ünlü kişilerin yaşamları, mizahi… gibi gruplanadırabiliriz.

    Esnaf Destanı
    Nalbant oldum kırdım nalın çoğunu
    Bir katır nalladım dinle oyunu
    Meğer acemiymiş bilmem huyunu
    Çenemi teptirdim nalın sökerken
    Manav oldum elma armut tez çürür
    Cambaz oldum ip üstünde kim yürür
    Kasap oldum her gün gözüm kan görür
    Yüreğim bayıldı kana bakaraken
    Ben bu sanatları bir bir dolaştım
    Tekrar gelip şairliğe bulaştım
    Kâmili mürşidin eline düştüm
    Tekke-i aşk içre çile çekerken.

    Destanların genel özellikleri:
    * 6+5 li hece ölçüsüyle söylenir.
    * Halk edebiyatının en uzun nazım biçimidir.
    * Kendine özgü bir söylenişi vardır.
    * Kafiye düzeni koşma ile aynıdır.
    * Ayaklanma, kıtlık, savaş, hastalık gibi toplumsal konular işlendiği gibi bireysel konuların işlendiği destanlar da vardır.
    * Dörtlük sayısında sınırlama yoktur.

    B) ANONİM TARZI TÜRK HALK EDEBİYATI

    Söyleyeni belli olmayan, halkın ortak malı sayılan ürünlerin oluşturduğu, sözlü geleneğe dayalı edebiyattır. Sözlü olduğu için, ürünler; halk arasında dilden dile geçtikçe zaman, kişi, yer unsurlarına bağlı olarak değişikliğe uğramıştır.

    * Anlatım, sözlü edebiyat geleneklerine uygundur. Süsten uzak, açık, net, anlaşılır bir dil kullanılmıştır.
    * Daha çok; aşk, hasret, yiğitlik, ölüm gibi tüm insanlığı ilgilendiren konular işlenmiştir.

    ANONİM HALK EDEBİYATI DÜZYAZI ÜRÜNLERİ
    – Atasözleri
    – Deyimler
    – Tekerlemeler
    – Bilmeceler
    – Fıkralar
    – Halk Hikâyeleri
    – Ortaoyunu
    – Meddah
    – Karagöz

    ATASÖZLERİ
    * Yüzyıllar süren tecrübeler sonunda ortaya çıkan özlü sözlerdir.
    * Kelimeleri değiştirilemezler.
    * Aynı konuda birbiriyle çelişen atasözleri olabilir.

    DEYİMLER
    Deyim, dilbilimde, sözcükselleşmiş karmaşık birlikteliklerdir. Asıl anlamlarından uzaklaşarak yeni kavramlar meydana getiren kalıplaşmış sözler veya söz öbekleridir.
    İki veya daha çok kelimeden kurulu bir çeşit dil ifadesi olan deyimler, duygu ve düşünceleri dikkati çekecek biçimde anlatan isim, sıfat, belirteç, yalın ve birleşik eylem görünüşlü dilsel yapılardır. Tam cümle olarak kullanılamazlar.

    TEKERLEMELER
    Sözcüklerin ses benzerliğinden yararlanılarak oluşturulan yarı anlamlı, yarı anlamsız sözlerdir. Şiir biçiminde de oluşturulan tekerlemelerde ölçü, uyak, seci ve aliterasyondan yararlanılmıştır.
    Az gitmiş, uz gitmiş. Dere, tepe düz gitmiş. Altı ay, bir güz gitmiş…

    Evvel zaman içinde
    Kalbur saman içinde
    Develer tellal iken
    Pireler berber iken
    Ben annemin babamın beşiğini
    Tıngır mıngır sallar iken…

    BİLMECELER
    * Çoğunlukla cevabı içinde saklı bulunan ve düşünceyi geliştirmek amacıyla türetilen soru biçimlerine denir.
    * Güzel vakit geçirmek amacıyla çıkarıldıkları düşünülmektedir.
    * Manzum mensur şekilleri vardır.

    FIKRALAR
    Bir düşünceyi insanlara, mizah öğelerini kullanıp onların gülümsemelerini sağlayarak aktarmak amacıyla oluşturulmuş kısa anlatılardır. Bu ürünlerde, güldürmenin yanında yol göstericilik de söz konusudur. Edebiyatımızda en bilinen fıkralar; Nasrettin Hoca, Karadeniz, Bektaşi fıkralarıdır.

    HALK HİKAYELERİ
    Hikayeci âşıkların köy odalarında, düğün meclislerinde, kasaba ve kentlerin kahvehanelerinde saz eşliğinde anlattıkları hikâyelerdir. Bu hikayeci âşıklar, okuryazar, az çok kültürlü kişilerdir. Genellikle sevgi ve kahramanlık konuları işlenir. Kişiler yaşamdakilere yakındır; olağanüstülükler sınırlıdır. Oluşturuldukları çağdaki sosyal yapıyı yansıtır. Olayların düzyazı biçiminde anlatılması hem dinleyiciye hem anlatıcıya büyük kolaylık sağlar. Araya serpiştirilen şiirler ve Türküler, âşığa sazı ve sözüyle sanatını gösterme imkânı verir.

    ORTA OYUNU
    Halkın ortasında apaçık duran bir meydanda; metinsiz, suflörsüz, ezbersiz oynanan bir tiyatrodur. *Anlatılan olaylar ustadan çırağa, kuşaktan kuşağa geçerek değişikliğe uğrar. *Başkarakterler, oyunu açan, yürüten, kapayan; hem oyuncu, hem sahneye koyucu, hem de yazar gibi davranan, kenarı kürklü kaftan ve külah giyen, elinde şakşak taşıyan Pişekâr; Pişekârla birlikte oyunu yürüten; ikinci oyuncu ve başkomik, kavuk ve kaftan giyen Kavuklu’dur. *Pişekâr cinasçılık, Kavuklu ise tekerlemecilik yapar. *Çelebi, Zenne, Denyo, Arnavut, Acem, Arap, Yahudi gibi tipler kendilerini simgeleyen bir müzikle sahneye çıkar.

    MEDDAH
    Bir sözlü tiyatro ürünüolan meddahlık, kısaca, “tek adamlı tiyatro“dur. Meddah, tiyatronun bütün karakterlerini kendi kişiliğinde birleştiren bir aktördür. Bir hikâyeyi başından sonuna kadar, yüksekçe bir yerde, karakterleri şivelerine göre konuşturarak anlatır. Perdesi, sahnesi, dekoru, kostümü bulunmayan bu tiyatroda her şey, meddah denen kişinin zekâsına, bilgisine, söz söylemedeki hünerine bağlıdır.

    KARAGÖZ
    Taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunudur, Başkarakterler Karagöz ve Hacivat’tır. Karagöz, okumamış bir insandır. Hacivat’ın kullandığı yabancı sözcükleri anlamaz ya da anlamaz görünüp onlara yanlış anlamlar yükleyerek ortaya çeşitli nükteler çıkarırken bir taraftan da Türkçe dil kuralları ile yabancı sözcükler kullanan Hacivat ile alay eder. Hacivat, kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutar. Az buçuk okumuşluğundan dolayı yabancı sözcüklerle konuşmayı sever. Perdeye gelen hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder. Zenne, Çelebi, Tuzsuz Deli Bekir, Beberuhi, Tiryakı, Acem. Laz. Matiz, Zeybek gibi diğer tipler oyuna ayrı bir renk katar.

    ANONİM HALK EDEBİYATI ŞİİR BİÇİMLERİ

    TÜRKÜ: Türlü ezgilerle söylenen anonim halk şiiri nazım biçimidir. Söyleyeni belli Türküler de vardır. Halk edebiyatının en zengin alanıdır. Anadolu halkı bütün acılarını ve sevinçlerini Türkülerle dile getirmiştir. Türkü iki bölümden oluşur. Birinci bölüm asıl sözlerin bulunduğu bölümdür ki buna “bent” adı verilir. İkinci bölüm ise bentlerin sonunda yinelenen nakarattır. Bu bölüme “bağlama” ya da “kavuştak” denir. Türküler, genellikle yedili, sekizli, on birli hece kalıplarıyla yazılmıştır. Konuları çok değişik olabilir. Ninniler de bu gruptandır.

    Söğüdün yaprağı narindir narin
    İçerim yanıyor dışarım serin
    Zeynep”i bu hafta ettiler gelin ( bent )

    Zeynebim Zeynebim anlı Zeynebim
    Üç köyün içinde şanlı Zeynebim ( nakarat )

    Türkülerin genel özellikleri:
    * Belli bir ezgiyle söylenir.
    * 7,8,11,14 li ölçülerle söylenir.
    * Hemen her konuda söylenir.
    * Bölgesel özellik ve ad değişikliğine uğrayabilir.

    MANİ: Halk şiirinde en küçük nazım biçimidir. Yedi heceli dört dizeden oluşur. Uyak düzeni aaxa şeklindedir. Birinci ve üçüncü dizeleri serbest, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı mâniler de vardır (xaxa). Mânilerin ilk iki dizesi uyağı doldurmak ya da temel düşünceye bir giriş yapmak için söylenir. Temel duygu ve düşünce son dizede ortaya çıkar. Başlıca konusu aşk olmakla birlikte bunun dışında türlü konularda da yazılabilir.

    Le beni eyle beni
    Elekten ele beni
    Alacaksan al artık
    Düşürme dile beni
    ——————
    İpek yorgan düreyim
    Aç koynuna gireyim
    Açıldıkça ört beni
    Var olduğun bileyim

    Birinci dizesi yedi heceden az olan mâniler de vardır. Dizeleri cinaslı uyaklarla kurulduğu için böyle mânilere “Cinaslı Mâni” ya da “Kesik Mâni” denir.

    Yârim giymiş bugün al
    Şâd edersen bugün et
    Can alırsan bugün al

    Madem çoban değilsin
    Ardındaki sürü ne
    Ben bir körpe kuzuyum
    Al kat beni sürüne
    Beni böyle yandıran
    Sürüm sürüm sürüne

    Manilerin genel özellikleri:
    * aaxa şeklinde kafiyelenir.
    * 4+3 şeklinde ölçüsü vardır.
    * İlk iki dizesi ayrık yani hazırlık özelliği taşımaktadır. Asıl mesaj üçüncü dizede verilir.
    * Her konuda söylenebilir.
    * Düz, cinaslı ve artık mani gibi çeşitleri vardır.

    NİNNİ
    * Annelerin bebeklerini uyutmak amacıyla belli bir ezgi ile söylediği parçalardır.
    * Çocukların psikolojisi üzerinde etkilidir
    * Manzum özelliktedirler.

    AĞIT
    Ölüm ve yas törenlerinde söylenen lirik şiirlerdir.
    Ölçü ve uyak düzeni genellikle Türkülerdeki gibidir.
    islamiyet öncesi Türk edebiyatındaki karşılığı “sagu”, Divan edebiyatındaki karşılığı ise “mersiye’dir.

    C) DİNİ-TASAVVUFİ (TEKKE) TÜRK HALK EDEBİYATI
    * Hem hece hem de aruz ölçüsü kullanılmıştır.
    * Eserlerde genellikle Allah sevgisi işlenmiştir.
    * Hem dörtlük hem beyit kullanılmıştır.
    * Dil halkın kullandığı dil olmakla beraber Arapca-Farsça kelimelerde kullanılmıştır.
    * Bu eserleri daha iyi anlayabilmek için belli bir dini bilgiye sahip olmak gerekir.
    * Bu eserlerde dönemin çarpıklıkları da işlenmiştir.
    * Şairler genellikle dini eğitim almışlardır.
    * İlahi, nefes, şathiye, nutuk, devriye, hikmet gibi nazım şekilleri vardır.

    İLAHİ
    * Hecenin 7li-11li kalıbıyla belli bir ezgiyle söylenen coşkulu şiirlerdir.
    * Allahın aşkı ve Ona kavuşma arzusu işlenir.
    * Hem hece hem de aruzla yazılan ilahiler vardır.
    * İlahiye Aleviler Deme, Bektaşiler Nefes Mevleviler Ayin adını vermişlerdir.

    NUTUK
    * Tekkede tarikata yeni giren müritlere dinin ve tarikatın esaslarını aktarmak için yazılan şiirlere denir.
    * 11li hece ölçüsü ile yazılır.

    ŞATHİYE
    * Dinin bazı inceliklerini alay edermişçesine anlatan şiirlere denir.
    * Birçok şair bu şiirlerden dolayı horlanmış hatta öldürülenler de olmuştur.





    2 Yorum


    1. ramazan

      pıvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvv



    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>