Kolbastı

Kolbastı Nedir? Kolbastı Nereden Çıkmıştır?
Ayhan Yüksel’in açıklamaları:
Kolbastı; kol havaları âlemciliğin oluşturduğu şartlar çerçevesinde ortaya çıkmıştır. Kol havaları, kadının oynatıldığı içkili, sazlı, rakslı oturak âlemleridir. Halil Bedi Yönetken, “Trabzon ve Rize’de içinde kolbastı havalarının olduğu türkü derlediklerini, bunların İç Anadolu’dan kıyıya gelme olduğunu” söyler. Bir Edirne türküsünün sözleri “elimden aldı ya mendili/kol bastı söndür kandili” şeklindedir. Giresun’un Sokakbaşı Meyhane türküsünde geçen “kale bayırı düzü/devriye bastıya bizi” dizesi Kale’deki bir baskını anlatır.

Kol havaları bağlama ezgileridir, sözsüzdürler. Kolbastı havasında âdete bir kol baskını tasvir edilir. Kol yaklaştıkça ezgi hafifler, kol uzaklaştıkça tekrar kuvvetlenir. Kol havaları Konya’da “oturak âlemleri”; Ankara’da “cümbüşfelfele”; Beypazarı’nda, Giresun’da, Kırşehir’de, Yozgat’ta “muhabbet”; Çankırı’da “sohbet”; Elazığ’da “şeve kirmak”; Kastamonu’da “oturak âlemi/perde âlemi” şeklinde dillendirilir. Kaynak kişilerden Hayto Salih, Giresun’da muhabbet sırasında oynadıkları “kol ve kolbastı” havalarını “aynı şeydi diye” anlatır. Özetle, muhabbet âleminde gizli toplantılarda devriye/kolcu geliyorsa “kol geliyor” denir ve çalınan havalar hafifletilir. Kolcular geçtikten sonra da “kol geçti” denir, yine çakır keyif çalınır. Bu kolbastı havasıdır.

Nejat Buhara’ya göre oturak havasına “Kol Havası”, Karadeniz’in bazı yerlerinde de “Kolbastı” denilir. Ömer Akpınar, “Trabzon, Giresun ve Yozgat’ta kol havaları vardır ve oynanmaktadır. Bunlar ağır havalardır. Sözsüz ağırlıklıdır. Erkek oyunudur” diye tanımlar ve Giresun’da “Kolbastı, Metelik, Fingil” oynandığını belirtir. Akpınar’a göre Kolbastı, 4 ve 9 zamanlı olmak üzere iki şekilde oynanır. “Yaylanın Çimenine” 4 zamanlı, “Giresun’un Evleri/Şima ile kaynama” 9 zamanlıdır. Fingil, kol havası çeşidi olup 4 zamanlı sözlü erkek oyunudur. Metelik, 4 zamanlı bir sözsüz oyun havasıdır.

Kol havaları Giresun, Samsun, Trabzon havalisine mahsustur denilebilir. Yozgat kol havası ile Karadeniz’deki kol havaları aynı anlamdadır.

Sadi Yaver Ataman’ın tespitine göre “Giresun’da kolbastıya metelik” denilmektedir. Bunun için ezgisi aynı olan, küçük ince ayrım farkıyla çalınıp söylenilen metelik oyun havasının Bulancak’ta, Giresun’da, Tirebolu’da oynanılmakta iken Trabzon’da da benzer ezgi ile kolbastı adıyla çalınıp oynanması “varyant”tan, yani oyunun çatalından başka bir şey değildir. Yoksa, bu oyun sadece Trabzon’da oynanır veya Giresun yöresinde oynanır denilemez. Aynı kültür dairesi içinde olan bir yerde kültür alış-verişi olmaz mı?

Kolbastı oynayan dedelerimiz bugünkü gençliğin oynadığı gibi rock müzik eşliğinde rap yapmazlardı. Yani, muhabbet âleminde “atlayıp-zıplamazlardı”. Bugün oynananlar rock/rap müzikten/oyundan etkilenmişler o kadar!.. Günümüzde kolbastıdan esinlenerek yeni bir oyun tarzı geliştirilmiştir. Çünkü, Kol havalarında oyunlar süratli değil ancak, “kostak” tabir edilen, daha ağırbaşlı oyunlardır. Rahmetli Trabzonlu Ömer Akbulut, “Trabzonlu Baba Salim’in saz çalmakta mahir olduğunu, bilhassa Trabzon’un Kolbastı türküsünü söylerken geçmişleri hatırlatır ve kahramanlık menkıbelerini canlandırarak Kolbastı havasını bağlamada çaldığı vakit bütün heyecanıyla dinleyenleri kendine bağlardı” diye anlatırdı. Bu mecliste bulunanların rap tarzında hareket yaptıklarını söylediğini hatırlamıyorum!..

Bu satırların yazarı Tirebolu’da Digos Emin’in bağlaması eşliğinde Kâhyaoğlu Nuri Bey’in ustalıkla “metelik/kolbastı” oynadığını büyüklerden çok dinlemiştir. Puçuklu mahallesinden merhum Kırış Emin’den, Cintaşı mahallesinden İhtiyaroğlu Mustafa’dan; merhum Temel Kara’nın bağlaması eşliğinde merhum Kâhyaoğlu Paşa’dan ve hâl-i hayatta olan Kâhyaoğlu Galip’ten, Giresun’da davul-zurna eşliğinde mücahitlerden “metelik” oyun havasını çok seyretmiştir. Ama, hiç birisini yerde atlayıp-zıplarken görmedim! Yine bu satırların yazarı, hocaları olan TRT İstanbul Radyosundan Orhan Dağlı’dan ve rahmetli Ömer Akpınar’dan, arkadaşı Sarı Zeki’den kol ve kolbastı havaları örneklerini çok dinlemiştir.

Bugün Tirebolu’da bu oyunun son temsilcisi Tulumbacının Eziyan ve Kâhyaoğlu Galip’tir. Doğrusunu merak edenler ona gitsinler. Ama her ikisi de sağlık nedeniyle oynayamamaktadırlar!.. Tulumbacının Eziyan’ın ifadesine göre metelik’te bütün yük parmak uçlarına binmektedir ve ayaklar çapraz atılır, kollar iki yana açıktır…

Kol havaları arasında Trabzon’da derlenen (1937) “Giresun Kolbastı Havası/Uy dedim urdun beni”, “Trabzon Kolbastı havası”; Nejat Buhara’nın derlediği “Giresun’un Evleri”; Kudret Dağlı’nın Orhan Dağlı’dan derlediği (1993) “Giresun Kol Havası”; Nejat Buhara’nın Trabzon’dan derlediği “Yaylanın Çimenine Kuzu Yayılır”; Konservatuarın Trabzon’dan derlediği (1929-1930) “Kolbastı Oyun Havası”; Nida Tüfekçi’nin Yozgat-Akdağmadeni’nden derlediği “Yıldız Akşamdan Doğarsın”ı sayabiliriz.

Kısaca, Kol havası ve kolbastı havaları sadece erkeklerin karşılıklı oynadığı, orijinali sözsüz olan ve bağlama ile çalınan oyun havalarıdır.

“Trabzon Kol Havası” adını verdiği ezgiyi sözlü olarak bağlama ile 45’lik plağa okuyan rahmetli Erkan Ocaklı da arkadaşımdı. Birlikte saz-söz meclisinde bulunduk. Bugün oynanan kolbastı’yı Farozlu gençler oynamış ve TV’lerde görüldüğü için Trabzon’a mal olmuştur. Ama, kolbastı Trabzon’a mahsustur başka yerde oynanılmaz denilebilir mi? Denilemez, çünkü Samsun’a dek kolbastı oyunu oynanmaktadır. Bu tür oyunlara kültür alışverişinin olduğu ortamda geçmişte olduğu gibi günümüzde bir sınır çizmek kurallara aykırıdır. İbrahim Can’ın TRT’de yaptığı bir programda Farozlular’ın oynadığı tarzdan yola çıkarak “Grup Polathane”nin “Trabzon Kolbastı” olarak sergiledikleri gösterisi daha tavırlıdır.

Sevgili gençlerimiz TRT Arşiv Serisi’nden çıkan Ümit Tokcan’ın “Hekimoğlu” isimli albümünü dinlemiş olsalardı orada 10. parçanın Osman Gökçe (Piçoğlu Osman) tarafından kemençe ile çalınan (1943) “METELİK (Kolbastı Oyun Havası)” olduğunu görürlerdi. Yine, biraz araştırma yapsalardı Muzaffer Sarısözen’in 1943’te Derelili Mustafa Bektaş’tan “Kol Oyunu”nu; Asım Karakaş’tan “Metelik” derlediğini bileceklerdi.

Sevgili gençler; yolunuza devam ediniz. Ama “Kolbastı/Metelik” oyun havasının aslını öğreniniz, önce onu gösterime sununuz, sonra da günümüzde rock/rap tarzını. Kendi tarzınızı ortaya koyduğunuz için de kimseden “icazet” almayınız.

Bu konuda forumumuzda da bir arkadaşımızın yayınlamış olduğu bir yazı bulunmakta.. Gitmek için tıklayınız..

Kolbastı Videolarını izlemek için tıklayınız…